2 Şubat 2016

HAYAL EDİNCE

"Çok istersek geler bence." demişti Türk Havayolları reklamındaki Kerim. Gerçekten de hayal edip çok isteyince insanın başaramayacağı şey çok azdır. İsterseniz önce, blogumun ruhunu oluşturan bu reklamı bir hatırlayalım..


Bundan tam 14 sene önce sınavlarını kazandığım Hava Harp Okulu'na ailevi sebeplerden katılamamam ile kapanan havacılık defterim şimdi yeniden açıldı. Aslında askerlik görevimi Hava Kuvvetleri'nde teğmen olarak yapıp, babamın da isteğiyle subaylığa devam etme durumu da ayrı bir ironi konusu.

Havacılığa olan ilgim, sanıyorum ki babamın bana küçükken aldığı Lego Technic uzay mekiği ile başladı. Çocukluğum legolar ile geçti. Ve technic serisine geçişim bu uzay mekiği ile olmuştu. Allah'tan o zamanlar astronutluk nedir bilmiyormuşum.


Daha sonrasında bir çok uçak maketim oldu. İstanbul'da bir havacılık kulübünde uçak maketleri yapıyordum. Ayrıca uzaktan kumandalı iki adet helikopterim vardı. Hayır helikopter pilotluğuna çok meraklı değilim, uzaktan kumandalı uçaklar çok pahalıydı.



Gözüm hep yukarılardaydı ama bunu nasıl yapabileceğim konusunda hiç bir fikrim yoktu. Türk Havayolları Uçuş Akademisi'nden haberdar olduğumda ise malesef mesleğim olan inşaat mühendisliği bu eğitim için belirlenen meslekler arasında değildi. Özel uçuş okullarına gidecek bütçem de maalesef yoktu.

Ben de kendi mesleğimde ilerlemeye karar verdim, okulumu bitirdim ve babamla ufak bir şirket açtık. Bu süreçte akademi artık inşaat mühendislerini de kabul etmeye başladı ama bu sefer de karşıma askerlik ve yaş sorunu çıktı.

İş yoğunluğu, yüksek lisans, gezme-tozma derken yaş oldu 31 ve yedek subay olarak askere gittim. Şunu çok net diyebilirim ki, hayatımın en güzel dönemiydi. Hatta o kadar çok mutluydum ki, komutanlarımın da gazıyla Hava Kuvvetleri'nde subay olarak devam etmeye karar verdim.

Ta ki, THY Uçuş Akademisi yaş sınırını 84 doğumlulara çıkarana kadar.

Makine mühendisi olan çavuşlarımdan Samet'i THY sitesinde kabin memurluğu başvurusu yaparken gördüm. Neden pilotluk sınavına girmediğini sorduğumda ingizlicesinin yeterli olmadığını söylemişti. Ben de kriterlerin sürekli değiştiğini, benim de süreci takip ettiğimi, ama yaşım sebebiyle giremediğimi söyledim ve yanından ayrıldım. Biraz uzaklaşmıştım ki çavuşun sevinç dolu "Komutanım müjdemi isterim" şeklinde haykırmasıyla tüylerim diken diken oldu. Neden bağırdığını anlamıştım. Kendisine sözüm var, Allah nasip eder uçmaya başlarsam güzel bir hediye alacağım.

Bunu öğrendiğimde IELTS sınavına girmek için sadece 2 haftam vardı. İngilizceme çok güvensem de, IELTS tam bir taktik sınavıydı ve iyi hazırlanmam gerekiyordu. Bir internet sitesinde okuduğum "IELTS için 1 ay çok yetersiz bir süre" yorumu bana "Ya IELTS beni alır ya ben IELTS'i" dedirtti. Komutanlarımın da müsamma göstermesiyle, görevlerimi aksatmadan 2 hafta IELTS ile yatıp kalktım. İkinci bir şansım yoktu, çünkü bu sınavın sonucu açıklandıktan 2 gün sonra başvuru tarihi sona eriyordu.

Şükürler olsun tam ucundan yeterli puanı alarak ilk engeli geçmiş oldum. Ufak bir iki hatam daha olsa sınavı geçemeyecektim. Artık sıra DLR 1'e gelmişti. Askerde olmam sebebiyle kısıtlı vaktim vardı. Akşam 6 gibi birlikten çıkıp eve geliyordum ve modüllere yumuluyordum.

Kısaca DLR 1'den bahsetmek gerekirse, bu sınav Alman Havacılık ve Uzay Dairesi'nin yaptığı, sizin matematik, fizik ve ingilizce'de genel seviyenizi, psiko-motor alanında da yeteneğinizi ölçen bir pilotaj sınavı. Neler var bu sınavda? Görsel ve işitsel hafıza, refleks, yön duygusu, çoklu görev, similasyon hakimiyeti, vs. gibi özellikleriniz test ediliyor. THY bu modülleri size sınav öncesi veriyor ve çalışmanızı sağlıyor.

Yaklaşık 2-3 hafta bu sınava çalıştıktan sonra DLR 1 sınavına girdim. Çıktığımda iptaldim. Hayatımın en kötü günüydü. Çünkü modüllerden MIC yani simulator olan kötü geçmişti. Aslında geçmemiş çünkü DLR 1'den geçtim. MIC'de takip etmeniz gereken bir yeşil nokta var. Bu nokta uçağın türbülans sebebiyle sağa-sola kaçması, düşüşe geçmesi, tırmanması vs. sebebiyle sürekli hareket halindeydi ve bunu yakalamak çok zordu. Bir yandan uçağa güç veriyorsunuz, bir yandan burnu dikiyorsunuz, bir yandan yatırıyorsunuz, bir yandan duyduğunuz rakamları sisteme giriyorsunuz vs. Ama meğersem bakılan şey ani değişimlerde anlık olarak tepki verebiliyor musunuz? Ben bunu yaptığım için aslında doğru olanı yapmışım. Sınavdan çıktığımda o moral bozukluğu ile Flyinn'e gittim. Orda cafede bi arkadaşıma yakınırken şu an Aydın Akademi'de beraber olduğumuz, 66. Filo'da eğitim alan  Mehmet ve annesi ile tanıştım. O da sağlık raporu için oradaymış. Sağolsun az kahrımı çekmedi 1 sene. Dün bana "1 sene önce nerdeydik, şimdi nerdeyiz kanka?" demesi paha biçilemez.

Sonuç itibari ile süreç artık iyice ciddiye binmişti ve benim en önemli aşama olarak gördüğüm DLR 2 sınavına zaman gelmişti.

DLR 2 tamamen bir psikoloji savaşı. Savaş diyerek abartmıyorum çünkü 45 dakika, karşınızda havacılık üzerinde uzmanlaşmış, yine Alman Havacılık ve Uzay Dairesi'nden gelen 2 tane demir gibi Alman psikolog ve kaptan ile ingilizce mülakat yapıyorsunuz. Kendinizi mi anlatacaksınız, havacılığa olan ilginizi mi ifade edeceksiniz, Türkçe-İngilizce mi düşüneceksiniz derken tam bir kaos yaşıyorsunuz. Almanlar'ın ara ara sizi tersleyerek, seslerini yükselterek stres yaptırmaya çalışıp modunuzu düşürmek istemesi de cabası. Benim mülakatımın daha 10. dakikasında "Tamam Burak, havacılığa olan ilgini anladık bunu geç artık" diye sert bir şekilde terslenmem ise oldukça traji-komikti. O an bunun iyi mi kötü bir şey mi olduğunu idrak edememiştim. Sınavdan çıktığımda nasıl geçtiğine dair hiç bir fikrim yoktu.

Velhasılıkelam, uzun bir cayır cayır yanma (bekleme) süresinden sonra DLR 2'den de geçtiğimi haber alınca çok rahatladım..

Desem de inanmayın. Rahatlamıyorsunuz. Aksine daha da geriliyorsunuz. Çünkü sırada son aşama mülakat vardı. Bir kaptan ve bir İnsan Kaynakları personeli artık sizinle işe alım için görüşüyorlar. Oturmanız, kalkmanız, konuşmanız, davranışlarınız vs. Kısaca THY gibi dünya çapında bir firmayı temsil edebilir misiniz? Sanırım burada bakılan bu. Her ne kadar en zor aşamaları geçmiş de olsanız bu sürecin her anı bir muamma. Bir anda attan düşebilirsiniz. (Mesela ben şu an eğitime başlamış olmama rağmen kendimi asla f/o olarak görmüyorum).

Mülakatım gayet güzel ve olumlu bir havada geçmişti. İnsan kaynaklarında görevli beyefendi ile kaptanımızı karıştırmamı ayrı tutuyorum tabi.

Ve 9 Kasım 2015. Hayatımın tartışmasız en güzel günü. Mülakat sonucum olumluydu. Uykudan e-posta sesinle uyanmıştım. Ellerim telefona giderken Azer Bülbül Baba'dan bir farkım yoktu. "Olumlu" ibaresini görmemle birlikte "ağlamıyorum gözüme sevinç kaçtı" durumu bir oldu. 32 yaşında bir insan olarak yatağın üstünde zıpladım falan o derece.

"İşte bu sefer çok rahatladım" diyeceğim sanıyorsunuz ama hayır, çünkü sırada sağlık raporu vardı. Bilmediğim bir şey olabilirdi, ya da sigara yüzünden nefes testim kötü çıkabilirdi. Kendim solunum fonksiyon testi yaptırdım, doğal olarak sigaradan dolayı sonuçlar yaşıma göre iyi değildi. Her ne kadar doktor "Sorun olmaz, tehlike sınırında falan değilsin" dese de iyice gerildim. Belki inanmayacaksınız ama en gergin bekleyiş buydu. Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelip de sağlıktan elenmek de fena koyardı adama. Sigarayı bıraktım bir süre, spor yaptım, beslenmeme dikkat ettim.

Neyse ki korktuğum olmadı ve Allah'a şükürler olsun sağlık raporunu da sorunsuz aldım. Ne zaman tam olarak rahatladım biliyor musunuz? Raporumu alıp THY doktorlarımıza onaylattığımda. Her aşamayı geçince rahatlarım diyorsunuz ama o iş öyle olmuyor işte.

Sağlıktan sonra sıra filomuzun yani eğitim yerimizin açıklanmasına geldi. Bu artık güzel bir heyecandı. Gönlümden geçen Aydın THY Uçuş Akademisi'ydi çünkü THY Kültürü ile yetişmek istiyordum. Ayrıca İstanbul'dan bir süre ayrılmam iyi olacaktı. Sonuç açıklandığında 68. Filo Aydın'ı görünce de artık her hangi bir huzursuzluğum kalmadı.

Evrakların hazırlanması, sözleşmenin yapılması, İstanbul'daki ilk oryantasyon eğitimi (İlkyardım, güvenlik bilinci, havacılık ingilizcesi) derken her şey çok hızlı bir şekilde gelişti ve Aydın'a geldim.

Bu yola baş koymuş arkadaşlara tavsiyem, "çocuklar inanın, inanın çocuklar." Hayallerinizin peşinden gidin, kovalayın, yılmayın, hayatın ne zaman ne getireceği hiç belli olmuyor. Bir çok şeyi tam ucundan yakalayarak tam 1 sene içimde hayatım değişti, sizin de değişebilir, yeter ki isteyin.

Çok sevdiğim bir laf vardır, "Hayalleri olmayan asla yaşayamaz." Hayal kurmaktan korkmayın. Kimseye anlatmayın ama kurun. Adı üstünde hayal. Olmasa da olur, ama olursa da çok güzel olur. İşte bu blogumun temasını da bu yüzden THY'nin Hayal Edince reklamı oluşturuyor.

Benim hayatta iki hayalim vardı, biri uçmak, birini de beni yakından tanıyanlar çok iyi bilir. Allah nasip ederse 5 sene içinde de onu gerçekleştirmeyi düşünüyorum.

Bu blogu açmamdaki amaç, bu süreçte yer alan arkadaşlarıma bir nebze de olsa NAÇİZANE yardım edebilmek. Aklınıza ne geliyorsa sorabilirsiniz. Elimden geldiğince tecrübelerimi paylaşırım. Benim de daha alacağım çok ama çok uzun bir yol var. Havacılıkta öğrenmek bitmez. Ama paylaştıkça kolaylaşır. Ve burada asıl mevzu, "Tamam ben oldum" derseniz bitersiniz. Kimse her şeyi bilemez. Örneğin ben şu an kendimi kesinlikle pilot olarak görmüyorum. Ne zaman ilk resmi ticari uçuşumu yaparım, anca o zaman diyebilirim. Kendinizi bilmek önemlidir. Unutmayın, "Ne oldum delisi" olanlar kaybetmeye mahkumdur.

Şimdilik bu kadar. Önümüzdeki günlerde Aydın'da kaldığımız yer, filodaki devrelerim ve eğitimler hakkında yazacağım. Henüz havacılık fotoğrafları paylaşamasam da, Instagram'dan takip etmek isteyen olursa kullanıcı adım _Burakbekar_

Görüşmek üzere.




14 yorum:

  1. devamını bekliyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimden geldigince yazacagim. İlginize tesekkurler.

      Sil
  2. Muhteşem! Bende bu sürecin içindeyim. İnşallah bende eğitim aşamasına geçerim hayırlısıyla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarim sonuc hem sizin, hem sirket icin hayirli olur. Basarilar dilerim.

      Sil
  3. helal sana burak..yolun bembeyaz ve hep açık olacak inşallah..takipteyiz..5 yıl içinde diğer hayalin olan gokart kupasını da alırsın inşallah zira ben 4 yıla kadar bırakırım gokartı..sevgiler
    mert B.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler başkan. Sen önce kupamı ver, gerisini düşünürüz :)

      Sil
  4. ilham verici bir yazı olmuş. tesekkürler...

    YanıtlaSil
  5. Hayallerini gerceklestirebilen insanlari gordukce cok mutlu oluyorum. Ve yaziniz beni cok gayretlendirdi fakat ben isitme engelliyim. Ve sirf bu senepten dolayi hayalimden vazgecmek istemiyorum. Teknolojinin gelismesiyle sinyalleri gorsel sekilde gosteren vs.gibi ozellikler var mi? Arastirdim fakat detayli bilgi bulamadim. Eger bir bilginiz varsa bilgilendirmenizi rica ediyorum. Umarim diger hayalinizi de gerceklestirebilirsiniz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Bu konu hakkında bir şey duymadım. Ama sizin için kaptan hocalarımıza danışacağım.

      Sil
  6. Teşekkürler, geri dönüşünüzü bekliyor olacağım.

    YanıtlaSil
  7. Ahh ahhh çocukluk hayalim inşallah nasip olur pilot olmak.. umarım şuanda başlamışsındıe uçuşlar :) şimdi bende IELTS e hazırlanıyorum rica etsem Dlr 2 biraz daha açıklarmısın .? Kokpitte görüşmek dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah hayallerine kavuşursun. Henüz yer eğitimindeyiz. IELTS için ielts simon sitesini muhakkak incele. DLR 2 hep aklımda çok uzun zamandır ama bir türlü oturup yazamadım yoğunluktan. Görüşmek üzere.

      Sil