8 Ağustos 2018

SU GİBİ AKIP GEÇER ZAMAN

Her yazıma bahaneyle başlıyorum. Ama yazmadığım 11 ay için aşağıdaki arkadaş kadar sağlam bir bahane bulamadım.



Dersler, uçuşlar, kontroller diyeceğim ama olmayacak. Dikkat ederseniz bazı başlıklarım da zaten zamanla alakalı bahaneler üzerine :) En iyisi mi uzatmadan başlayalım.

Evet nerede kalmıştık? Son yazımı Aydın Akademi'yi bitirip, İstanbul'da eğitimlere yeni başladığımızda yazmıştım. Aydın'da daha çok boş vaktimiz oluyordu ama İstanbul'un çok yoğun ve hızlı geçeceği belliydi. 

Bildiğiniz üzere akademide 4 kişilik Cessna 172, Diamond DA-40 ve Diamond DA-42 tip uçaklar ile PPL ve CPL lisanslarımızı almıştık. Ve uçuracağımız tip Boeing 737 olarak belirlenmişti. İstanbul'daki süreç de tamamen 737 üzerine kurulu olacak ve yaklaşık 8 ay sürecekti. Bu zaman zarfında yer dersleri aldık, simülatör uçuşları yaptık, kokpitte kaptanların arkasında gözlemci olarak uçtuk ve son olarak sağ koltuğa oturup LIFUS (Line Flight Under Supervision) uçuşlarını yaptık. Hepsini ayrıntılı olarak yazacağım. Bugünkü yazımda tip simülatörüne kadar olan Ground Training yani yer eğitimi aşamasından bahsedeceğim.

Eğitimin İstanbul safhasına THY'nin Florya Uçuş Merkezi'nde MCC (Multi Crew Cooperation) dersleri ile başladık. Teorik yer dersi ve simülatör uçuşu olarak iki bölümden oluşan MCC eğitimlerinde esas konu bir ekibin üyesi olarak birlikte çalışabilme olgusunu kazanmaktır. Havacılıkta iletişim, gerek kokpit içi gerekse de kokpit-kabin çerçevesinde olsun çok önemlidir. 

Özellikle uçuş esnasında kokpit ekibinin birbiri ile iletişimi (CRM dediğimiz bu konuyu daha sonra açıklayacağım), standart prosedürler, kokpit-kabin-kule konuşmaları, checklist kullanımı, acil durumlar gibi farklı senaryoları yönetebilme ve birbirini destekleme, stres altında karar verme, görev dağılımı ve uyumlu çalışma, takım liderliği ve üyeliği gibi konular  uçuş emniyeti açısından büyük önem arz etmektedir.

MCC'nin önemi; Ne zaman, nerde, ne yapacağını bilmek


Bu noktada görev dağılımı ile ilgili bana çok fazla gelen bir sorudan kısaca bahsetmek istiyorum;

"Uçuşlarda uçağı kaptan mı indiriyor yoksa sen mi?"

Her ikisi de. Şöyle izah edeyim, her uçuşta bir PF (Pilot flying) yani uçan pilot, bir de PM (Pilot monitoring) yani gözlemleyen pilot rolü üstlenilmektedir. Bu her uçuşta değişmektedir. Örneğin İstanbul'dan Antalya'ya gidip geleceğiz. Kaptanla aramızda konuşarak gidişte ve dönüşte kimin hangi rolde olacağını kararlaştırıyoruz. Bir bacak kaptan uçarken bir bacak ben uçuyorum. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi ayrı bir yazıda anlatacağım.

İşte bu MCC eğitimlerinde genel teması iletişim ve koordinasyon olan konuları öğreniyoruz. Önce yer dersinde teorik eğitimi alıyoruz, deneyimli kaptanlarımızın tecrübelerinizi dinliyoruz, ardından simülatör eğitimine geçiyoruz.

Tüm simülatör eğitimleri buddy dediğimiz görev arkadaşımızla gerçekleştiriliyor ve eğitim sonuna kadar o arkadaşımızla beraber çalışıyoruz. Ben de MCC dahil tüm simülatör eğitimlerimi devrem Erdinç Aras ile tamamladım. Devrem çok kahrımı çekti. Kendisine minnettar olduğumu bir kez daha belirteyim.

Bu simülatörde uçağı öğrenmekten ziyade iletişim ve koordinasyon usullerini öğrendik. Zaten MCC simülatörü de esas hareketli Boeing 737 simülatöründen farklı olarak, Airbus Boeing karışımı ortak bir hareketsiz simülatör gibi diyebilirim.

MCC Simülatör Eğitimi


MCC eğitiminin ardından 2 aylık teorik yer derslerimiz başladı. 
  • Meteoroloji,
  • Uçağın teknik kitaplarının kullanımı,
  • OM Part A&B (Operations Manual): Şirket ve havacılık otoriteleri prosedürleri,
  • Uçağımızın hava ve pist durumu, arıza gibi farklı koşullarda performans kabiliyetleri, 
  • Dangerous Goods: Uçakta taşınan tehlikeli maddeler,
  • LVO (Low Visibility Operations): Sis, pusu gibi düşük görüş şartlarında operasyonlar,
  • ETOPS (Extended-range Twin-engine Operation Performance Standards): Çift motorlu uçakların tek motor arızası yaşadıklarında uygulanan prosedürler,
  • Yangın, suya iniş gibi acil durumlarda uçak tahliyesi, güvenlik ekipmanları kullanımı vb.,
  • EFB (Electronic Flight Bag): Elektronik uçuş çantası da diyebileceğimiz ve uçağın performans hesaplamalarını yaptığımız, meydan kartlarını, rota haritalarını incelediğimiz cihazın kullanımı,
  • CBT (Computer Based Training): Bilgisayar başında Boeing 737 tanıtım dersleri. Uçağın hidrolik, elektrik, hava, yakıt sistemleri vb. uçakla ilgili aklınıza ne geliyorsa,
  • Jeppesen Charts: Havaalanları kartları ve rotalar.
  • Mass and Balance: Uçağın ağırlık ve denge hesaplamaları,
  • CRM (Crew Resource Management): Ekip kaynak yönetimi, uçuş ekibi etkili ve pozitif iletişim usülleri,
  • İlkyardım
  • Buzlanma şartlarında operasyon
  • PBN (Performance based navigation)

    vb. dersler aldık ve bu derslerden sınavlara girdik. Bu konuların bazıları ile ilgili de ayrı yazılar yazacağım.

Örnek bir EFB

Emergency Training


Ditching yani suya iniş eğitimi oldukça eğlenceli geçti. Bu aşamada uçak nasıl tahliye edilir, şişme botlara nasıl binilir, survival yani suda nasıl hayatta kalınır bunları simüle ediyoruz.

Ditching

Survival

CBT Sınıfı

Yer dersleri esnasında yavaştan da esas önemli kısım olan simülatör için çalışmaya başlamıştık. Anlayacağınız, boş bulduğumuz her vakit çalışıyorduk. Metrobüste bile tabletten eğitim videoları izliyorduk diyebilirim. Ders dışı başka bir şey ile ilgilenmek beni o kadar huzursuz ediyordu ki, bundan sebep bilgisayar başına oturup da bloga odaklanıp bir kaç şey yazamadım.

Ben normalde İstanbul'da Bostancı'da oturuyorum. Bu yer eğitimleri ve simülatör için yoldan vakit kaybetmemek için devrem Erdinç'le birlikte Ataköy'de 10 aylığına ev tuttuk.

Blogumu başından sonuna kadar takip edenlerin Akademi süresince neler yaptığımız ve sürecin nasıl ilerlediği konusunda iyi bir fikir sahibi olduğunu düşünüyorum. Takipçilerimden gelen geri dönüşlerde de bunu gözlemliyorum. Bu yazımla beraber başlayarak da eğitimin İstanbul yani Tip Eğitimi safhasını anlatmaya devam edeceğim.

Yazmadığım 11 aylık süre boyunca yine bir çok e-posta almaya devam ettim. Olabildiğince dönüş yapmaya çalıştım. İnanın bi önceki cümlede "11 ay" yazarken bile bu zamanın nasıl çabuk geçtiğini hayretler içerisinde karşılıyorum. 

Ziyaretçi sayım 65.000'i geçmiş. İlgi ve alakanız için teşekkür ederim. Hep söylediğim gibi buradaki amacım hem kendime bir günlük tutmak, hem de çocukluk hayalim olan bu mesleği yapmak isteyenlere naçizane bir şeyler katmak.

Bu süreçte iletişimde olduğum ve süreci kazanan takipçilerim de oldu. En az onlar kadar mutlu oldum diyebilirim.

Bu arada soran çok olmuştu DLR-2 ile ilgili ne zaman yazacaksın diye. Ben yazamadan süreçten DLR-2 kaldırıldı ve CRM geldi. Ancak bu kısıma ben girmediğim için bir fikrim yok. Eğer takipçilerimden CRM'e girip de nasıl olduğuna dair bana yazan olursa burada yayınlarım.

Şimdilik bu kadar. Çok yazamadım, malum artık normal uçuşlara başladık ve yaz sebebi ile yoğun geçiyor. Tek seferde uzun yazmaktansa, ara ara daha kısa yazılarla yazmaya karar verdim. Bundan sonraki yazılarımda simülatör ve LIFUS aşaması, uçağın sistemleri, bana gelen sorulara istinaden; "Bir pilotun günü nasıl geçer?, "Pilot olmak nasıl bir duygu?",  gibi konulara değineceğim, ara ara da yaptığımız yatılardan gezi izlenimlerimi yazacağım.

Görüşmek üzere.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder